Keşfetmek için Binrota Var!
MENU
Kelime veya Ülke Arayın
tur bölgesi
  • Kuzey Amerika
  • Orta ve Latin Amerika
  • Kuzey Avrupa ve Rusya
  • Orta Asya ve Japonya
  • Güney Doğu Asya
  • Hindistan Alt Kıtası
  • Kuzey Afrika ve Orta Doğu
  • Orta ve Güney Afrika
  • Avustralya
  • Balkanlar
tur dönemi
  • Yaz Turları
  • Kurban Bayramı Turları
  • Sonbahar ve Kış Turları
  • Yılbaşı Turları
  • Sömestre ve Kış Turları 2019
  • İlkbahar Turları 2019
  • Şeker Bayramı Turları 2019
Kapat

Hindistan

Hindistan

Bir ülke düşünün; evrenin tüm renklerini tüm tonlarıyla gözlerinizin önüne sersin, rengarenk sariler, ipek lehangalar içerisinde milyarlarca insan olsun ve onların içinde de olabilecek en mütevazi yaşamlar sürülsün.

Bir ülke düşünün, ağzınıza attığınız her lokmada midenizin, gördüğünüz her tapınakta aklınızın, gezdiğiniz her sokakta yüreğinizin sınırlarını ölçsün.

Bir ülke düşünün; sizi sokaklarında hayvan-bitki-insan üçlüsünün eşsiz uyumu karşılasın.

Bir ülke düşünün; her köşesinde o mütevazi yaşamların mücevhere, şatafata, altının en göz alıcısına meydan okuduğunu hissettirsin.

Ve bir ülke düşünün, size duymadığınız masallar, efsaneler anlatsın ve kendi hayatını o soyut gerçeklikler içerisinde somutlasın.

4000 yıllık dini geleneklerin, örflerin bugün en saf haliyle karşınıza çıktığı sokaklar, anarşinin en uyumlu haliyle fethettiği caddeler, üzerinize üzerinize gelen ama size dokunmadan sağınızdan solunuzdan geçen milyonlarca araç trafiğini çeviren yollar ağıdır Hindistan. Ve bu insanların dengeyle ilişkilerini yönettikleri kadim topraklardır Hint toprakları.

Kısaca; dev ekranda üç boyutlu muazzam bir film izletir size Hindistan. Ve size de bu gerçekliği olduğu gibi kabul etmek, hayatınızın en ilginç tecrübesini yaşamak düşer.

Başlıca Hindistan Turları

Hindistan denince akla gelenler

Delhi

Milyonluk nüfusuyla tezatlar şehridir koca Delhi.

Her ne kadar Delhi şehrinin bulunduğu toprakların adı, dünyanın dört bin yıllık en uzun destansı manzumesi Mahabharata’ta Indrapratha olarak geçse de, arkeoloji bilimi Delhi’nin yaşını iki bin beş yüz olarak veriyor.

Bugüne kadar sekiz kere kurulmuş şehir, Şah Cihan döneminde son halini almış eski Delhi ile, İngilizler'in kurduğu yeni Delhi’nin iç içe geçmiş halidir.

Bir tarafta dünyanın en kirli havasına sahip şehirlerinden biriyken, diğer taraftan geniş bulvarları, devasa parkları, büyük meydanlarıyla en yeşil başkentler arasındadır.

Geleneksel eski dünya ile yeni modern dünya arasında bir geçiş köprüsüdür Delhi. Burada küçük dev adam Gandi’nin izleri, büyük filozof edebiyatçı Tagore’un soluğu, bugünkü Hindistan’ın bürokratik, askeri ve politik kalbinin atışı hissedilir ve akla gelebilecek her inanışın ibadet mekanları hayat bulur.

 

Jaipur

Rajastan bölgesinin başkenti olan Jaipur, Hindistan’ın Agra’dan sonra en fazla turist çeken şehridir. Bunda tabii ki Hindu-Müslüman mimari ve sosyal yaşamını masalsı bir ihtişamla anlatan Amber Kalesi’nin; pembe renge boyanmış, ay ve güneş tutulmalarının, mevsimlerin hesaplandığı büyük bir astronomi merkezi olan Jantar Mantar’ın ve mihracelerin cariyelerinin sokaklarda düzenlenen festival ve şenlikleri rahat izleyebilmeleri için inşa edilmiş 953 pencereli “Rüzgar Sarayı” Hawa Mahal’in katkısı büyük.

Amber Kalesi’nin etrafını istila etmiş sokak satıcıları, marifetlerini göstermek isteyen sihirbazlar, yılan oynatıcıları, filler arasından geçip, ete kemiğe dokunmamak gerçek bir hüner istiyor.

Pembe şehir Jaipur; yüzyıllardır gelen ticari geleneğini bugün de tüm canlılığıyla, mücevherin en değerlisini, tekstilin en göz alıcısını kendi gelenekleriyle sunuyor.

 

Agra

Uttar Pradesh eyaletinin en önemli kenti Agra, yeryüzünün belki de en naif mimarisine ev sahipliği yapıyor. Karşınıza aldığınızda kusursuz simetrinin insan eli ve aklından çıkışına hayranlıkla bakarken, onun zarafeti, yalınlığı ve kusursuzluğu karşısında. vücudunuzun titrediğini hissediyorsunuz.

Hemen arkasında bir kolye gibi şehrin boynunu saran, sadeliğin simgesi Yamuna Nehri’ne asılmış bir gerdanlık gibi. 

Babür Sultanı Şah Cihan; ona on dördüncü çocuğunu doğururken hayatını kaybeden büyük aşkı Begüm Banu’yu Mümtaz Mahal, onun istirahatgahını da Taj Mahal olarak çağırmış. Yani sarayının mücevherini, sarayının tacında sonsuzluğa uğurlamak istemiş. Fakat bu aşkın verdiği meyveye yapılan harcamalar koca imparatorluğun geleceğini tehlikeye attığında Şah Cihan, oğlu Evrengezib tarafından kendi yaptırdığı kaleye hapsedilip hayatının son sekiz yılını Taj Mahal’ine bakarak, yani Mumtaz Mahal’ine bakarak geçirmiş... 

Agra Kalesi’nden birkaç kilometre ötede, Yamuna Nehri’nin diğer tarafında, Babür imparatoru Cihangir’in eşi Nur Jahan tarafından babası Mirza Bey adına yaptırdığı yapıya, neden bebek Taj Mahal dendiğini anlamak için önce uzaktan, sonra yakından görmek gerekir.

 

Varanasi

Yeryüzünde belki de hiç bir şehir bu denli etkilemez bir ziyaretçiyi. 

Ölümün ve bir o kadar da yaşamın şehridir Varanasi.

Yedi kutsal şehrin en kutsalıdır, ışık kenti Benares. Ve 330 milyon tanrılı bu ülkede, Varanasi’ye vardığınızda ağzınızdan çıkan tek cümle: “Tanrılar çıldırmış olmalı!”dır.

Varanasi’ye kelimeler yetmez. Onun turistleri, yeryüzünün belki de en hüzünlü turistleridir. Hayatının son durağında olan yaşlılar, hastalar, ömrünü bu kutsal yürüyüşe adayan hacılar için olmazsa olmaz bir duraktır Varanasi.

Bir ölü bedene ilk ateşi kim verir? Kimler yakılır? Ne kadar masrafı vardır bir yakılmanın? Neden dilenirler bu insanlar? Diğer hayatına tekrar can vermek için kaç kilo odun gerekir bir ölü bedene? Tüm bu soruların cevabını teker teker kulağınıza fısıldar Varanasi, kutsal bir mantra eşliğinde, eğer diğer yaşamla bu yaşam arasında masalsı bir köprü görevi gören “ghat”lardan birinde seyreylerseniz kutsal Ganj’ı.

İmkansızı yaşatan trafiğiyle, Shiva’nın kozmik enerjiyi, bereketi, aklı ve bilgeliği sembolize eden Lingam’ı kutsayan inananlarıyla, Benares Üniversitesi kampüsünde yoga, meditasyon, prayanama yani nefes egzersizleri yapan yüzlerce Hintli’yle Varanasi, hayatınızın tecrübesini sunmaya hazırdır.

-->