Keşfetmek için Binrota Var!
MENU
Kelime veya Ülke Arayın
tur bölgesi
  • Orta ve Latin Amerika
  • Kuzey Avrupa, Rusya ve Ukrayna
  • Avrupa
  • Güney Doğu Asya
  • Hindistan Alt Kıtası ve Sri Lanka
  • Kuzey Afrika ve Ortadoğu
  • Orta ve Güney Afrika
  • Uzakdoğu
  • Kafkaslar ve Orta Asya
tur dönemi
  • Sömestre 2020
  • İlkbahar 2020
  • Şeker Bayramı 2020
  • Yaz Turları 2020
  • Kurban Bayramı 2020
  • Sonbahar - Kış 2020
  • Yılbaşı 2020 - 2021
  • Şeker Bayramı 2021
  • Yaz 2021
  • Sömestre 2021
  • Sonbahar-Kış 2021
  • İlkbahar 2021
Kapat

İsviçre

İsviçre

Dağların ardına gizlenmiş korumaya alınmış bir ülke İsviçre

Haberlerden sıklıkla duyduğumuz ve artık bir efsaneye dönüşen hesapları gizli İsviçre Bankaları ya da tüm futbol dünyasının kurallarından kuralarına, kararlarının alındığı FIFA futbol örgütünün merkezi İsviçre. Yine reklamlardan duyduğumuz Alpler’in dayanılmaz lezzeti, çikolatanın karşı konulmaz lezzeti işte hepsi bu toprakların ürünü… İsviçre bir ülke olmaktan ziyade masallardaki, efsanelerdeki şatolu gerçeküstü evrenler gibi karşılıyor bizi. Gerçekten de Alpler sarıyor dört bir yanı; vadiler yemyeşil duruyor karşımızda kimisi buzlarla kaplı. Ne tarafa baksanız karşımızda. Heidi’nin sesi çınlıyor doruklarda… Nehirlerin yol göstericiliğinde bakıyorlar şehirlere…

Dağların eteklerine kurulmuş evler yine dağların koruyuculuğundaki doğayla iç içeler. Kurulu şehirler nehir etrafında nefes alırken, evler rengarenk çizgi filmi andıran yapılarıyla bize çocukluğumuzdaki sıcaklığı yaşatıyorlar. Céline Dion’un yıllar evvel kazandırdığına benzer bir Avrupa vizyonuna benzer yüksek mertebede İsviçre…

Başlıca İsviçre Turları

İsviçre denince akla gelenler

Zürih

Zürih enteresan bir şehir. Kendisinden önce bilinen şeyleriyle daha da meşhur. Bankacılık dünyasının başkenti ve Futbol dünyasının yönetim kademesi FIFA’nın merkezi. Bu iki özellik şehrin ve ülkenin isminden bağımsız efsane olarak yürümekte. Ama bu Zürih’i tanımak için engel değil. Hele böylesi düzenli ve planlı bir şehir söz konusu olunca. İyi planlama saat gibi çalışan bir şehir yaratmış. Zürih Gölü etrafında göle göre konumlanmış, gölle bütünleşmiş Limmat’ın sularıyla hayata akışını hızlandırmış bir şehir söz konusu olan. Dört bir tarafındaki tepeler size şehrin panoramasını gösterecek en güzel yerlerdir…

Fraumünster Kilisesi 853 yılından beridir önemini koruyor. Özellikle freskleri ve Marc Chagall ile Augusto Giacometti’nin vitrayları güneş ışıklarının yanında tarihe ve sanata da ışık tutan türden. Hemen karşısında ikiz kuleleriyle romanesk tarzı bir protestan kilisesi olan Grossmünster. Aralarından geçen nehirle birlikte müthiş bir peyzaj köprülerle süsleniyor. Limanlar, tekneler ve kafeler sadece oturup izlemek ve düşünmek için adeta… Bahnhof Caddesi ise istasyondan göle kadar bir alışveriş dünyası. Lüks isteklerin karşılandığı, festivallerin (özellikle Rock Festivali), törenlerin gerçekleştiği en önemli caddelerden… Sokakları adımlamak Zürich için yeni şeyleri keşfetmek için en güzel yol…  

Luzern

Dört Kanton Gölü’nün kenarında Reuss Nehri’nin içinden geçtiği Luzern, bir güzellik abidesi gibidir, Dumas’nın değişiyle İsviçre’nin incisi. Bir fotoğraf stüdyosunun arka panosu gibi Alpler (Pilatus Dağı) manzaralı doğa kendine bir hayran kitlesi oluşturur cinsten. Şehri bölen Reuss’un açtığı yarığı köprülerin bağladığı şehir Gutsch Şatosu’yla gözetim altındadır. Tepeden tüm heybetiyle hem dokunulmaz hem ulaşılabilir olandır. Nehrin üzerindeki üstü kapalı Kapellbrücke ve Spreuer Köprüsü ahşap olmasıyla tarihe bir selam çakar ve aynı şekilde üzerindeki figürler kahramanlarından hikayelerine kadar tarihin bir okuması gibidir.

Nehrin kenarındaki kubbeleriyle dikkat çeken Jesuit (Cizvit) Kilisesi içindeki tavan resimleriyle, freskleriyle ve şehre verdiği görüntüyle tüm övgüleri hak ediyor. Fransisken Kilisesi de bir o kadar güzel ve sade. Hof Kilisesi’ye ahşap oymaları, süslemeleri, büyük ve sivri kuleleriyle her an gökyüzünü patlatacakmış gibi duruyor. Wasserturm (Su Kulesi) şehrin sembol yapılarından. Belediye Binası yine meydana karşı tüm etkinliklerin organizatörü gibidir. Fransız Devrimi’nde kralı korurken ölen İsviçreliler için yapılan kaya oymasıyla yapılan çaresiz ve bitkin Aslan heykeli dönemi ifade eden en hüzünlü anlatı. Sokaklarsa her zaman hareketli; Wagner Müzesi’nin hipnotize ettiği kuğuların sularda gezindiği zamanlarda siz de kendinizi bu romantizme sokakları saran çikolata kokusuna kaptırarak ulaşabilirsiniz…

Moritz

Beyaz bir pastayı andıran görüntüsüyle Avrupa’nın hatta dünyanın en büyük kayak merkezlerinden biri Moritz. Yılın büyük çok büyük kısmında güneşli bir görüntü çizen bölge her zaman karını korumasıyla dikkat çekiyor. Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği dahil her türden kayakçı için yüzünü Alpler’e çevirmiş görüntüsüyle olimpik bir şehir edasıyla takınıyor. Via Serlas ve Via Maistra arasındaki alışveriş dünyasıysa bir ihtiyacın ötesinde özel bir etkinlik gibi.

Gurmeliğin bir kültürel aktivite olduğu mekanlardan (her türlü et türünün bulunduğu), en lezzetli çikolataların yenildiği içildiği alanlara kadar hazlara hitap eden bir yer. Yiyecek ve içeceklerin soğuk havalardaki önemi de biraz Moritz’i öne çıkaran unsurlardan. Evlerin ve otellerin karla gömülü olduğu sokaklar da soğuğun ötesinde sizi sıcak karşılayan yerler. Gezmek keyifli ve nefes almak her zamankinden daha temiz… Kar kokusu size başka bir atmosfer sağlıyor gibi.