Keşfetmek için Binrota Var!
MENU
Kelime veya Ülke Arayın
tur bölgesi
  • Kuzey Avrupa ve Rusya
  • Güney Doğu Asya
  • Orta ve Güney Afrika
  • Kuzey Afrika ve Ortadoğu
  • Hindistan ve Alt kıtası
  • Orta ve Latin Amerika
  • Avrupa
  • Kafkaslar ve Orta Asya
  • Uzakdoğu
tur dönemi
  • Yaz Turları 2019
  • Kurban Bayramı Turları 2019
  • Sonbahar-Kış Turlar 2019
  • Yılbaşı Turları 2020
Kapat

Chile

Chile

Şili sokakları yaşlı bir insan yüzü gibi, yüzündeki çizgiler yaşadıklarını ele veriyor...

Dağlar ve kıyı biribirne paralel ya da dik tanımlaması burası Şili için pek geçerli değil sanki. Dünyanın en dar ama en uzun şeridine sahip ülkesi Şili. Dağlar kıyıya yapışık ‘dünyanın sonu’ denilen ülke için söylenmeli belki de... Upuzun bir yol gibi bir yolculuk gibi Şili. Her durağa uğruyor... Atacama Çölü’nden, Patagonya’nın buzullarına; dünyanın en büyük volkanından Büyük Okyanus’a; karasal iklimden ılıman iklime kayan bir coğrafya burası...

Yıllar yılı çekilen darbe çilesiyle kültür ve sanatta direniş odakları oluşturan zengin bir toprak Şili: Pablo Neruda; Victor Jara; Isabel Allende; müzik gruplarından Inti Illımani, Quilapayun vs. Her biri Şili’nin baş eğmez, inatçı yapısını ifade eder... Kendini bu topraklara adayan yazarlar, şairler, müzisyenler hepsi Şili’nin tarihini oluşturan Batı’dan göç ederek gelen Avrupalılar, Kızılderililer, Yerli Halklar; daha eskilerde Inkaların mirasçılarıdır... Bu topraklar herbirini büyüten ama kendine saklamayan bir ülke... Şili’nin geleneği Moai’ler gibi hala koruyor bu toprakları...

Başlıca Chile Turları

Şu anda aktif bir tur bulunmuyor.

Chile denince akla gelenler

Atacama Çölü

Yıldızlara tutunmak için milyon yıl öncesinden kalma, dünyanın en kuru bölgesi Atacama Çölü. Gökyüzünün izlenesi en güzel, en açık yerlerinden ve en büyük teleskoba sahip yeri. Yıldızlar parmaklarınızın ucunda sanki uzanıp yakalayacakmışsınız gibi... ‘Çölün Eli’ gibi gökyüzüne değmeye çalışacaksınız... Ama o hep yukarıda ve sizden uzakta olacak, uzanmakla yetinecek eller ve sadece yansımasını gösterecek Verde Lagünü’nden ya da Salar de Atacama’dan... Pırıl pırıl ve sakin...

Sonra gayzerler çıkacak dört bir yandan, buharlar fışkıracak, küçük göletler oluşacak kayalıklar arasında; her biri sizi o sonsuz gökyüzü ve yeryüzü arasındaki muazzam genişlikteki kadrajda doğayla bütünleştirecek ve Atacama filamingoları ağırlayacak diğer canlılarla birlikte tıpkı onu ziyarete gelen insanlar gibi... Gücünü gösterecek; var olduğunu ve var olacağını ispat edecek... Ay Vadisi’yle belki de bu dünyadan olup buralı olmadığını söyleyecek... Gökyüzüyle bütünleşecek Atacama...

Santiago

Şili’nin en büyük şehri ve başkentidir. Hemen arkasındaki dağlar şehre olan bakışı değiştiren ve çok eski olmamasına rağmen onu kadim yapan bir etki sunar. Şarabın etkisi belki de dünyanın en güzel şaraplarından Şili’nin verimli topraklarının çarpması... Kolonyal dönemden kalan binalar az da olsa şehrin ilk kurulduğu Santa Lucia Tepesi’nin panoramik görüntüsü parkla taçlandırdığı bir görüş sunar. Keza benzer çarpma San Cristobal Tepesi söz konusu olduğunda da geçerli. Karşıdan görülen volkanik Villarrica’ysa doğanın her daim kendini hissettirdiği gücü...

Merkezdeki Plaza de Armas Katedrali ya da muazzam güzellikteki San Francisco Kilisesi’nin yüksek estetiğinde yer alan mimari görülmeye değer... Etkilenmemek mümkün değil... Ya da sütunlar arasından girilen Güzel Sanatlar Müzesi’nin hissettirdiklerinin tarifi kolay değil... Başkanlık Sarayı olan La Moneda da (Darphane Sarayı) tüm bu yapılarla birlikte şehrin aidiyetini gösteren kimlikli binalardan. Beyazlığı bir yönetimin niyetini ve önündeki Anayasa Meydanı’ysa bir halkın talebinin en sarih ifadesi olarak duruyor şehrin önünde...

Paskalya Adası

Rivayetler muhtelif olmakla beraber tek gerçek karşımızdaki heykellerdir. Paskalya’nın bir gün öncesinde bulunan adadaki devasa büyüklükteki heykeller bir mucize gibi dikiliyor karşımıza. Çevrede kimse yok ve bir ada yalnızlığında söyleyecek kelime bulunamıyor çoğu zaman. Ne zaman, nasıl yapıldıkları bilinmiyor; birlikte nasıl taşındıkları ve ne için yapıldıkları üzerine de net bir bilgi yok. Tam anlamıyla paskalyadan ziyade bir gizem adası burası...

Moai adıyla anılan taşlar volkanik tüflerden ve taşlardan yontulmuştur. Binlerle ifade edilen bir rakamdan 600 ya da 700 adet kalan heykeller Ahu adı verilen platformlar üzerinde tüm görkemiyle yıllara meydan okur... Özellikle güneşin biçimine göre gerek gölgeleri gerekse de adaya hakim duruşları adayı koruyan tanrılar, askerler ya da büyücüler olarak da yansır bugüne...

Santa Cruz

Kutsal Haç anlamına gelen Santa Cruz, bir gücün korumasında sanki... Koruma altına alınmış bir şehrin otantik yaşamı gözler önünde. Latin Amerika mimarisinin tipik örneklerinin yer aldığı Santa Cruz, geleneksel Şili kültürünün de yaşadığı, otantik yemekleri, el işi sanat ürünlerinin en güzellerinin bulunabileceği, görülebileceği yerlerden biri...

Ilıman iklimiyle birlikte şarap bölgenin en önemli aktivitesi haline geliyor. Özellikle ‘şarap yolu’ tadımlık dünyanın kapısını aralayan bağlar arasında bir yol kuruyor. Bu yolda gerçekleştirilen deneyimler yeni denizlere yelken açan bir lezzet evreniyle insanları tanıştırıyor...

  

Torres Del Paine Ulusal Parkı

Biyosfer koruma alanı olan Torres Del Paine, yani Paine’nin Kuleleri, üç blok kayadan oluşan yapıdan alır adını. Sırtını bloklara yaslayan kendine müthiş bir hareket alanı bularak muhteşem bir flora ve fauna yaratan bölge bulundurduğu ender canlılarla yaşamını sürdürür. Az sayıdaki pumanın yanında bölgeye özgü Condor türü acımasız ve büyük akbaba türlerini barındırır. Bir lama cinsi olan Guanakorlar, dağlara özgü farklı tilki türleri, kuğular hepsi bir arada burada yer alan doğada özgürce yaşayan yüzlerce canlı türünden ender rastlanan türlerden olarak dikkat çeker...

Güneye doru gidildiğinde karşımıza çıkan mavi, gri ve beyaz renk skalasında yer değiştiren buzulları çıplak gözle görmek önemli; kriptonun dünyasına hoşgeldiniz diyen bir Superman’in de kenardan köşeden çıkabileceği kuşkusunu taşıyarak. Bir çok irili ufaklı gölün yanında şelalelerin akışı insanı bir doğa dengesine doğru yönlendiriyor. Sirkülasyon gözle görülür şekilde kendini tamamlıyor... İnsan da bu trafiğe trekkingle, dağcılıkla dahil oluyor; muhteşem doğanın bir parçası olmak insanı bu dört tarafı buzullarla çevrili alanın zenginliğiyle büyülüyor...