Keşfetmek için Binrota Var!
MENU
Kelime veya Ülke Arayın
tur bölgesi
  • Orta ve Latin Amerika
  • Kuzey Avrupa ve Rusya
  • Avrupa
  • Güney Doğu Asya
  • Hindistan ve Alt kıtası
  • Kuzey Afrika ve Ortadoğu
  • Orta ve Güney Afrika
  • Uzakdoğu
  • Kafkaslar ve Orta Asya
tur dönemi
  • Sonbahar-Kış Turlar 2019
  • Yılbaşı Turları 2019 - 2020
  • Sömestre 2020
  • İlkbahar Turları 2020
  • Şeker Bayramı Turları 2020
  • Yaz Turları 2020
  • Kurban Bayramı 2020
  • Sonbahar - Kış Turları 2020
  • Yılbaşı Turları 2020 - 2021
Kapat

Özbekistan

Özbekistan

İpek Yolu’nun diyarından matematiğin, mimarinin ve astronominin diyarına yaşamın her alanına adını kaydetmiş bir ülke Özbekistan...

Hem uzak hem yakın yerler gibi bu topraklardan ve de diyar topraklardan alınan tanış bir kültürün adı gibi Özbekistan. Tam anlayamazsak da anlarız, tam bilemezsek de biliriz. Anlaşırız, konuşuruz, konuştukça fark ederiz ki tarih bizi birleştirir. İpek Yolu kadar kıymetli, ipek kadar narin ve sağlam bir yol aradaki... Uçsuz bucaksız topraklar arasında bir vaha gibi nefes aldırır size.

Birçok yaşam tarzını barındırır Özbekistan. Taşkent’in başka bir ağırlığı varken; Buhara başkadır, titretir, konuşturur. Semerkand apayrı gösterir, meydana getirir, çoğaltır; Hiva bir bilim yuvası olarak öğretir, gözü pektir korkmaz ufku yükseklerdedir. Hayata her yönden bakabilir Özbekistan; çünkü ayakları ve gelenekleri sağlamdır.

Başlıca Özbekistan Turları

Özbekistan denince akla gelenler

Taşkent

Başkent Taşkent. Sovyetler döneminde dördüncü büyük şehir olarak bilinen ve sonrasında da önemini koruyan bir kent. Bugün ticaret ağırlıklı ve iş dünyası odaklı bir izleği olmasına rağmen depremden sonra geleneksel yapıların bazıları hala ayaktadır. Avlu etrafından yapılan Barakhan ve Kükeldaş Medreseleri 16. ve 17. yüzyıllardan kalma eserler olarak göz kamaştırır. İşlemeleri ve kemerleriyle her biri özgün bir mimariye sahip yapılar farklı dönemlerde tamamlanmış en eski yapılardandır.

Özbekistan’ın bağımsızlığını ifade eden Müstakillik Meydanı ve Halkların Dostluğu Meydanı devlet binalarının konuşlandığı büyük alanıyla göletleri ve havuzlarıyla oldukça keyifli bir yer ve hemen yanındaki ulusal kahraman şair ve dilbilimci Ali Şir Nevai'nin adının verildiği meydan, kentin kimliğini taşıyan alanlar. Bugün müze olarak kullanılan Cuma Camii ve içerisindeki türbeler de görülmesi gereken yerlerden. Bir Sovyet mimarisi örneği olarak da Romanov Köşkü. Ancak Taşkent metrosu her bir durağının ayrı mimarisinin yanında özel ve çok ince işlemelerle bir metronun çok ötesinde bir değeri bize gösteriyor. Özellikle Kozmonotlar durağı görülmeye değer bir özgünlük taşıyor.

Hiva

Amu Derya Nehri’nin nefes verdiği Unesco’nun koruma altına aldığı Hiva. Sepya fotoğraf efektinin gerçek hayattaki hali gibi her şey çok eskilerden kalmış da her an yırtılıp gidecekmiş gibi ellerimizden bir hali var şehrin. Kerpiçten evlerin bizi sıcaklığıyla sarmaladığı ancak gerçek olamayacak kadar narin duruşlu yapılar yakınlarına gidildiğinde inanılmaz bir işleme ve desenle karşılıyor sizi. Sütünlardan duvarlara, kapılardaki ve tahtalardaki el işçiliği sizi hayran kalmaktan alıkoyamıyor. Sahi nerede o eski zanaatkarlar?

Kunya-Ark (Eski Kale) kompleksini nasıl da sarmış çiniler... Dünya Mirası bir müze-şehir edasıyla gezilebilir sokaklar... Camiler sokaklar her bir karesi zamanda yolculuğu anımsatan bir koruma içerisinde öylece duruyor şehir... El Harezmi’nin bulduğu sıfır sayısına benzer bu topraklar tarihin ve bilimin yatağı olarak sizi en başa götürüyor... Çöllerden gelen sıcaklık bu vahada kayboluyor... Güneş her zamankinden daha güzel batıyor Hiva’da...

Buhara

Orta Asya’nın en eski yerleşim yerlerinden Zerefşan Irmağı’nın havzasında 2500 yıllık bir şehir Buhara. Kalon Camisi nasıl da dantel gibi işlenmiş ve bakıyor bize meydan okurcasına tarihe... Aynı şekilde Bahauddin Naksband Türbesi de tüm görkemiyle dünyanın dört bir yanından insan çekiyor kendine… Her bir eser binlerce kişinin emeği, inceliği ve özeniyle inşa edilmiş; aksi takdirde bu kadar ayrıntılı işçilik pek mümkün gibi de görünmüyor...

Ama yemek de bu toprakların bir başka kültürü ve harikası. İlla ekmeğin tadına bakmak gerek; önce kokusunu duyacak, tadını daha bakmadan alacaksınız... Gelen kokular plov (pilav) kaynaklı olsa gerek; şaşlık ve arkadaşları arak (Özbek Votkası) nasıl da alıyor bizi bizden. Bir kültür her şeyiyle tamsa gerçek bir kültürdür. Buhara binlerce yıllık kültürünü tüm yıkımlara karşın günümüze taşıyor...

Semerkand

Yaklaşık 4000 yıllık bir şehir olduğu söylenir ve tarihten bu yana her zaman önemli bir şehir olarak öne çıkar Semerkand. Ticaret yolları üzerindeki hakimiyetiyle tüccarların özellikle halı ve kilim tüccarlarının uğrak yeri olmuş ve Orta Asya’nın en eski, en zengin yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Tarihi eserleri istilalardan korunabildiği kadar korunmuş kalanlar da şehrin zenginliğini göstermesi açısından yeter de artar bile...

Şehir sizi kendine hayran bırakır ve bir bakmışınız Semerkand Medresesi’nde Emir Timur Türbesi’nin mükemmel mimarisinden kendini alamayan biri oluvermişsinizdir, saatlerce öylece bakıyorsunuzdur orada. Nasıl anlatılır ki bu  duygu? Diğer eserlere, yıkılanlara nasıl kıymışlar ki? Kutsal etkisi dışında yine Shah-i-Zinda kompleksi mimari açıdan ender görünen bir incelikle işlenmiş müthiş bir yapı olarak büyülüyor bizi… Registan Meydanı’nda ya da görkemli Uluğ Bey Medresesi’nde kamaşmıştır mutlaka gözleriniz... Rasathanede Ali Kuşçu’yla açılan zihinler astronomiyi koyuyor ufka... Bilimden sanata, mimariden el işçiliğine sonsuz bir emek var şehirde...